Avustralya'daki Türkiye

19 Aralık 2007

Kazım GÜLEÇYÜZ

MELBOURNE - Dün bahsettiğimiz 'vize hatası' Sydney havaalanında fark edildiğinde, görevliler bize, önemli merkezlerdeki göçmen bürolarının adreslerinin yazılı olduğu matbu bir kâğıt vererek, konaklayacağımız yerdeki adrese gidip hatayı düzeltmemiz gerektiğini söylemişlerdi.

Sydney den Melbourne’e geçtiğimizin üçüncü günü, Melbourne'e bağlı Maribyrnong Belediyesi Bölge encümen azalığına yeni seçilen Selçuk Şanlı ile birlikte göçmen bürosuna gittik. Ve oluşan kuyrukların çok hızlı bir şekilde ilerleyip işlemlerin süratle tamamlandığı mükemmel sistemde, on dakikayı geçmeyen bekleme süresinin ardından yanlış yapıştırılan vizelerin iptali ve yerine doğrularının yapıştırılması suretiyle bürodan ayrıldık.

Ülkemizdeki bürokratik işkencenin kulaklarını çınlatarak, 'şunu yap, bunu getir, şu eksik, bugün git, yarın gel' cümlelerine yansıyan hantal işleyişi yâd ederek...

Sadece bu örnekle bile, Avustralya'daki devlet yapılanmasının ve işleyişinin farkını ortaya koymak için yeterli.

Burada insan ve hizmet odaklı, hukukun üstünlüğü ve kanun hakimiyeti temelleri üzerine bina edilmiş şeffaf bir demokrasi var.

Bizdeki sistem ise, malûm. İdeolojik bir zemin üzerine oturtulmuş bir devlet anlayışını herşeyin üzerine geçiren, merkeziyetçi, bürokratik, hantal zihniyetin ürünü olan bir sistem. Ama bu hantallık 'halka hizmet' söz konusu olduğunda geçerli. Baskı ve dayatmacı bu hantallık yerini inanılmaz hür dinamizm ve enerjiye terk edemiyor.

Onun için de, geçen kırk yıl zarfında çalışmak için buraya gelenlerden oluşan-resmî rakamlara göre-ellibeş bin civarındaki Türk, buradaki demokrasinin tadını aldıkları için, yaşlanıp emekli olduktan sonra, anavatanlarına dönen az sayıdaki istisna dışında, Türkiye’ye geri dönmeyi pek düşünmüyorlar.

Bir süreliğine dönmeyi deneyenler de, çoğunlukla, bilhassa burada doğup büyüyen ve okuyan çocuklarının tazyikiyle yeniden buralara gelmek durumunda kalıyorlar. En azından bizim buralardaki görüşmelerden edindiğimiz bilgi ve izlenimle böyle bir tabloyu önümüze koyuyor.

Bu da şunu gösteriyor: Almanya’dan sonra Avustralya’da da kalıcı bir Türk varlığı mevcut. Buranın vatandaşlığını seçmiş, İngilizce’yi anadilinden daha iyi konuşan, buranın okullarında okuyup, burada iş kurmuş veya resmî görevler üstlenmiş dinamik bir Türk potansiyeli var.

Nasıl Almanya’daki Türk mevcudiyeti “Avrupa içinde küçük bir Türkiye” manzarası arz ediyorsa, aynı durum daha küçük ölçekte burası için de söz konusu.

Farklı toplum kesimleri ve İslâmî cemaatleri ile bir başka Türkiye prototipi de Avustralya da mevcut.

Bilhassa genç nesillerini zorlayan sorunlarıyla birlikte…

19.12.2007

E-Posta: irtibat@yeniasya.com.tr