Nur Vakfında Ramazan bir başka güzel

27 Ağustos 2009

-

Biz on bir ayın sultanı, rahmet ve bereket ayı Ramazan’a hoşgeldin derken, okuyucularımızın da “Uzun bir aradan sonra siz de hoşgeldiniz” dediğini duyar gibiyim. Hoşbulduk efendim ve uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Arada bir kayıplara karışsak da endişelenmeyin, hayattayız Elhamdülillah. Büyük okyanusta Risâle-i Nur sefinesinde yol alıyoruz ahirete müteveccihen. Bazen gemideki yoğunluk ve hizmet temposundan yazmaya zaman bulamıyoruz desek, affa liyakat kesbeder miyiz acaba? Ya da kendini avukat gibi müdafaa eden nefsimizi susturup, kusurumuzu itiraf edelim. Evet, arada bir vazifelerini ihmal ve terk eden tembel bir tayfa oluyoruz. Kâzım Güleçyüz Abimizin ve Vakfımızın Genel Koordinatörü Fatih Yargı’nın ihtarlarıyla, Kırşehir Yeni Asya okurlarının ikazıyla uyanıp kaleme kâğıda sarılıyoruz, başlıyoruz yazmaya.

Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan, bütün coşkusuyla yaşanıyor Melbourne’daki Müslümanlarca. Nur Vakfı çatısı altında memleketimizdeki Ramazan’ları aratmayacak bir güzellikte idrak ediyoruz bu mübarek ayı. Vakıf müdavimleriyle iftar yemeklerinde buluşup, ardından teravih namazlarımızı eda ediyoruz. Her Cumartesi vakfımız mutfağında ablalarımızca hazırlanan leziz yemeklerle, Nur Vakfı salonunda hep birlikte iftar ediyoruz. Yaklaşık iki yüz kişinin katıldığı bu iftar yemeklerine Türkiye’den ve diğer İslâm memleketlerinden okumak için gelen öğrenciler de dâvet ediliyor. Ayrıca her Pazar bu öğrencilere özel iftar yemeği veriliyor Nur Vakfında.

Nur Vakfında bir baskadır Ramazan akşamları. İftarın ardından vakıfta toplanan müdavimler, çaylarını yudumluyor, Risâle-i Nur’dan ders dinliyor teravih saatine kadar. Abilerimizce demlenen çaya doyum olmuyor ve Ramazan’dan sonra en çok aranan şeylerden biri de bu çay oluyor. Hanımlar da bir diğer salonda hoparlör sistemiyle dinliyor dersi. Hizmete yıllarını vermiş abilerimizin lisanından Risâle-i Nur dinleyerek feyizyab oluyoruz. Ardından vakfımız imamlarınca okunan yatsı ezanıyla kulaklarımızın pası siliniyor. Ezanı müteakip Reyyan kapısı diye adlandırdığımız kapıdan geçiyoruz teravih salonuna girmek için. Erkekler cami bölümünde namazlarını eda ederken, biz de onların ders salonunda hoparlör sistemiyle imama uyuyoruz. Âlem-i İslâm camiinin Nur Vakfı mescidinde saf tutuyoruz çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle. Dört -beş yaşındaki çocukların da başörtülerini bağlayıp, annelerinin yanında cemaatle namaz kılmaları rahmet-i İlâhiyeyi tebessüme getiriyor olmalı.

Henüz mükellef olmayan çocukların bütün ayı oruçlu geçirip, bizlerle teravih kılmaları çok ümit verici. İlkokul grubundaki çocuklarımızın kendi arzularıyla tesettüre girip, okullarına dahi başörtülü gitmeleri, oruç tutmaları, teravih namazlarını kaçırmamaları bir baharın müjdecisi İnşaallah. Meryem, Güzin, Fatmanur, Sabriye, Sümeyra, Şeyma, Sevdenur bunlardan birkaçı.

Namazın ardından hanımlar üst kattaki dersanelerine çıkıp, Risâle-i Nur’dan bir ders daha dinleyip sohbet ediyorlar. Taze simitler eşliğinde çaylar içiliyor, sohbet koyulaşıyor. Ramazan ayında Nur Vakfı çocuklar ve gençler için vazgeçilmez bir yer. Çocukların dilinden “I love coming here (buraya gelmeyi çok seviyorum)” cümlesini duymak, anne ve babaları olduğu kadar bizleri de çok mutlu ediyor. Eve gitmemek için ağlayan çocukları görebilirsiniz burada. Avustralya Nur Vakfında her Ramazan “Nerde o eski Ramazanlar“ dedirtmeyecek kadar güzel geçiyor. Diliyoruz bu güzellik kuşaklar boyu devam eder ve bugünleri özletmeyecek daha güzel Ramazanlar yaşarız.

Avustralya Nur Vakfından Türkiye’ye selâm ediyor, ümmet-i Muhammed’e (a.s.m.) hayırlı Ramazanlar diliyoruz.

27.08.2009