Melbourne’da nur çiçekleri

07 Nisan 2008

Zeynep RUHAN

Saatler 04.50`yi gösteriyor. Melbourne’de beşinci günümüz. Seriüsseyr olan bir zamanın evlâdıyız ne de olsa. Daha dün gibi Türkiye’`den ayrılışımız. Maddeten ve manen üzerimde çok emeği olan Izmir’deki ablalarımdan, beraber hizmet ettiğim kardeşlerimden ayrılmak zor geliyor. Nurbanu Abla ve Hasan Abiyle vedalaşırken baharda sonbaharı yaşıyorum adeta. Teselliyi yine Risâle-i Nur’da buluyorum: “ Ehl-i hakikatin sohbetine zaman mekân mani olmaz; manevî radyo hükmünde biri şarkta, biri garbda, biri dünyada, biri berzahta olsa da rabıta-i Kur’âniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur.”

Türkiye’nin dört bir yanındaki kardeşlerimizden helâllik dileyip, duâlarını istirham ediyoruz. Ve Nur talebelerinin külliyet kesbeden duâlarıyla sağ selâmet mahall-i maksudumuz olan Melbourne’a ulaşıyoruz. Tarih 2 Nisan Çarşamba. Havaalanında bizi Fatih Yargı Abimiz ve ailesi, Bülent Abimiz ve eşi Saime Abla, Refik Abimizin eşi Behiye Abla karşılıyor. Türkiye’de gözü yaşlı bıraktığımız ve ayrıldığımız kardeşlerimizden ayrılığın elemi, Melbourne’daki kardeşlerimize kavuşmanın lezzetiyle zeval buluyor. “Rahmetin iltifatı devamdadır” deyip mesrur oluyoruz.

Ayten Ablamızın ve kızı Rumeysa’nın hazırladığı güzel kahvaltıdan sonra Nur Vakfına geçip istirahat ediyoruz. Ablalarımızla, kardeşlerimizle tanışıyoruz akşam. Sanki yıllardır tanışıyor gibi bir hal var üzerimizde. Ortam son derece samimî ve içten. Nur talebeleri icin “en nesebî kardeşten daha kardeş” diyen Üstadımıza “Belî Üstadım”diyoruz.

Türkiye gündemindeki fırtına ve kaosu da getiriyoruz sanki beraberimizde. Geldiğimiz gün bir fırtına kopuyor Melbourne’da. 70 yıldır böyle fırtına görülmemiş Melbourne’da.

“Allah’ım, Sen bizi Melbourne’a, Melbourne’u da bize hayırlı kıl” diyoruz içimizden. Aldığımız haberlere gore 3000 ağaç devrilmis, iki kişi ölmüş evlerin çatıları uçmuş, duvarlar yıkılmış. Elektriklerin hiç kesilmediği Melbourne’da üç gün elektrik verilemeyen evler olmuş. Saatte hızı 40 kilometreyi bulan fırtına şehir halkını şaşkına çevirmiş. Biz alışkınız kara, borana, fırtınaya. Biz de onların şaşkınlığına şaşırıyoruz.

Melbourne‘daki kardeşlerimizin ekseriyeti yıllar önce çalışmak için gelmiş buraya. Şimdi yüzü Risâle-i Nur hizmetine çevrilmiş bu çalışmanın. Cemaat ferdlerinin kalbi Nur Vakfında atıyor. Nur Vakfı 365 gün kesintisiz hizmet veriyor. Haftanın her günü hareket var Nur Vakfında. Yediden yetmişe herkese hitap ediyor vakıftaki programlar. Erkekler için tahsis edilen alt kat, bilhassa gençler için çok cazip hale getirilmiş. Erkekler, Cuma namazını vakıf bünyesindeki mescidde kılıyor. Hanımlar da üst katta sohbet için toplanıyor. Değişik milletlerin, dinlerin ve kültürlerin olduğu Melbourne’da kültürel yozlaşmaya karşı Nur Vakfı sedd-i ahenin vazifesi görüyor.

Avustralya’ya gelmeden önce aldığımız duyumlardan bir tanesi de dünyanın en mutlu insanlarının burada olduğuydu. Mutluluğun sırrı malûm oluyor gelişimizle. İnsana çok değer veriliyor Melbourne’da. Devlet politikası insanın rahat ve selâmeti üzerine işliyor. İşsiz insanlar devletten işsizlik maaşı alıyor. Gerek devlet hastanelerinde, gerek özel hastanelerde ücretsiz bakılıyorlar. İlâçlarını çalışan insanlardan daha ucuza alıyorlar.

Fatih Yargı Abimizin torunu Hazal’ı ve annesi Safiye kardeşimizi hastanede ziyaret ediyoruz. Koridorlarda tek tük insan var. Türkiye'de hastane koridorlarındaki kalabalığı ve telâşı arıyor gözlerimiz.

Melbourne okuyucularımızın duyarlılığı takdire şayan. Hazal dünyaya geleli daha dokuz saat olmuş. Ama cemaatin ekseriyeti ziyaret için hastanede.

Demokrasi de çok ileri gitmiş Melbourne’da. Biraz daha gitseler İslâmiyetle müşerref olacaklar. Başörtüsü probleminin içinden çıkılmaz bir hal aldığı Türkiye. Avustralya’dan demokrasi dersi almalı. Evet, burada başörtülü olarak istediğiniz yerde okuyabiliyor, çalışabiliyorsunuz. İnancınızdan dolayı ne tahkir ediliyor, ne de yargılanıyorsunuz. Türkler burada yaşamaktan çok memnun.

Türkiye’deki kardeşlerimize ve ailemize selâm ediyor, duâlarınızı istiyoruz.

Zeynep RUHAN

07.04.2008