Devlet vatandaşın ayağına gidiyor

09 Şubat 2010

-

HEPİSİ TERS Mİ?

 

Temel, Londra’da trafiğe ters istikametten girmiş. Polis radyodan anonsa başlamış: “Bütün sürücüler, dikkat, dikkat! Bir araç yola ters girmiş!” Yola bakan Temel: “Ne birisi, ne birisi, hepisi ters, hepisi ters!”

«««

Aslında hemşehrim haklı, kınamamak gerekir! Baştan ayağa İngiliz kültürünün hakim olduğu Avustralya’da terslikler bir değil, iki değil. Müşahade ettiğimiz bazılarını sıralayalım:

l Direksiyon sağda.

l Trafik soldan akıyor. (Sağıma bakıp karşıya geçmek istiyorum, hemen beni arkadan yakalıyor dostlarımız!)

l Saatler ters. Türkiye’de saat 16:00 ikindi suları, orada gece 02:00 uykusu!

l Aralık ortasında yola çıktık, 20 saat sonra Avustralya’nın yaz sıcağı karşıladı bizi! Mevsimlerin ayları Türkiye’nin tam tersi: Eylül-Ekim-Kasım İlkbahar; Aralık-Ocak-Şubat Yaz; Mart-Nisan-Mayıs Sonbahar ve Haziran-Temmuz-Ağustos ayları Kış.

l Sabah 40 derece olan hava sıcaklığı, akşam 20 derecenin altına düşmüş. Foster Bölgesi kampında sobayı yakmak zorunda kaldık! Bir günde dört mevsim yaşanır! Bu hali vecizeleştirmişler: "Melbourne’ün havasını beğenmediyseniz, merak etmeyin, az sonra değişecek!"

l Pencere vasistasları ters! Yukarıda değil, aşağıda! (Aslında akıllıca, yukarıya uzanıp açmaktansa…) Yana açılmıyor, dışarıya açılıyor. Böylece dışarıdan esen rüzgar, onu açmıyor. Zaten pencere kolu yok; bisiklet zinciri gibi ve kulpu eski dikiş makinelerinin çevirme kulpu gibi. Çeviriyorsun açılıyor, çeviriyorsun kapanıyor! Tabii söylendiği kadar kolay değil!..

l Kıbleye batıya dönüyorlar!

l Prizleri ve fişleri var, bizimkilere benzemez! Hepisi ters!

l Tuhaf bir terslikten bahsedeyim: Melbourne’de sabah hava sıcak, akşama doğru, en geç, bir iki gün içinde yağmur yağıp serinliyor. Buna rağmen adamlar tepelere dev vantilatör, pervaneler yerleştirmişler; havayı serinletecekler! (Rüzgarla elektrik üretimi gelişmiş…)

l Burada yöneticilere, büyük adamlara hiç saygı göstermiyorlar! Resmî dairelerde sizi heykeller karşılamıyor. Kaptan James Cook’u pek tanıyan yok! Adamlara gül gibi 22 milyon metrekare toprak keşfetmiş, hiçbir yere heykellerini diktiklerini görmedim!

Bir keşif günü, Avustralya’ya ayak basma günü, yüz binlerce Aborjini yok etme sene-i devriyesi kutlayın; yok!

Diğer tersliklere gelince;

l Gel-git olaylarından dolayı bazı nehirleri tuzlu!

l Son 10 yıldır büyük kuraklıklar yaşanıyor.

l Yağmur sularını biriktirerek bahçelerini suluyorlar. Devlet, herkese bedava depo vermiş. Her ev bahçeli, ama, ev suyundan araba yıkamak, bahçe sulamak yasak!

l Yazın sıcaklıklar 45 dereceye çıkıyor. Zira, Ekvator çizgisinde… Buna bağlı olarak orman yangınları sık sık vuku buluyor. Geçen sene Melbourne’de çıkan yangında Türkiye’nin ormanları kadar yer yandı diyorlar! 186 kişi yanmış! (Halen birkaç itfaiyeci hapiste!)

l Ozon tabakasının delindiği yere yakınlar!

 

ALKOL-UYUŞTURUCU-

İNTİHAR KISKACI

İngilizlerin, özellikle gençlerinin ellerinden alkol şişeleri düşmüyor! Bira, su niyetine tüketiliyor. Avustralya’da hayat ucuz, nimet bol, zenginlik had safhada (500 dolara eli-yüzü düzgün, kullanılabilecek bir araba almak mümkün), ama, insanlar hayatı anlamsız ve boş buluyor!

Sinekler, hiçbir yerde görmediğim şekilde, Avustralya’da insana musallat oluyor. Öyle ki, gözlüklerinin içine de giriyor! Bilhassa sineklerin mebzul ve muzır olmasına Melbourne’den birisi şöyle bir yorum getirdi: Et ve et mamulleri bol ve çok yeniyor, bunun için dadanıyorlar!

Ama sinek ısırması ne ki! Öylesine sosyal ejderhalar var ki, sinekler hiç hükmünde kalır!

Medeniyet, demokrasi ve aşırı “özgürlük”... Okul çağı çocukları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, 14-15 yaşındaki çocukların ekseriyeti, başta kızlar olmak üzere alkol, LSD, gibi uyuşturucu ve alkolü deniyor.

Sosyal İlimlerden bir grup ilim adamı, geçen senelerde yaptıkları araştırmada okul çağındaki çocukların yüzde 60’ına uyuşturucu ve alkol teklif edildiğini, bunların yüzde 36’sının bu teklifi kabul ettiğini ortaya koydular.

«««

Tek kelimeyle büyük bir âfet olan alkolün yol açtığı felâketler saymakla bitmez. Akıl ve şuuru iptal ettiren içki, alkol, bütün kötülüklerin anasıdır! Emniyet Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığının müştereken hazırladığı son rapora göre; ülkemizde genel olarak işlenen suçların yüzde 66’sı, trafik kazalarının yüzde 61’i, alkolden kaynaklanmaktadır.

 

HERŞEYİ VAR, YİNE

UYUŞTURUCU ALIYOR!

Uyuşturucu aklın, vicdânın, hislerin iptal edilmesidir. İnsanları inançsızlığın ağır baskısı, ölüm korkusu, istikbal endişesi, dünya problemleri ve sıkıntıları, kadere inançsızlık, yalnızlık uyuşturucuya iter.

Batıda, bilhassa Avustralya’da, İngiltere’de, çocukları uyuşturucuya karşı şuurlandırmak için, ana okulu ve ilkokullarda “uyuşturucu dersleri” konmuş ve büyük bir mücâdele başlatılmış. Programda, dört yaşından başlayarak çocuklara uyuşturucu, zamk koklama, sigara ve alkolün zararları anlatılıyor. Polis memurlarınca verilen derslerde çocuklar, kendilerine uyuşturucu satmak isteyenlere nasıl “Hayır” denileceğini öğreniyor. Öğretmenler ise, uyuşturucu bağımlısı öğrencilerin, nasıl tanınacağı konusunda ayrı kurslar alıyor.

 

BATI'DAKİ MANEVİ BOŞLUK

VE UZAKDOĞU DİNLERİ

Selçuk Şanlı, Maribyrnong Belediyesi başkanı. İşçi partisinden. 7 mahallesi, 7 encümeni var. Belediye başkanı, işe gidip-gelirken kendi arabasını, kendi kullanıyor. Bakanların bile korumaları, devamlı şoförleri yok. 67 bin nüfuslu bir belediyede 800 kişi çalışıyor. Bunların 300’ü kadrolu. Bütün muameleleri belediyelikte görüyorlar. İle gitmeye gerek kalmıyor. Devlet hizmeti vatandaşın ayağına götürmüş. Vatandaşlar tapu dairesini bilmez. İşleri avukat ve emlakçılar halleder. Alıcı ve satıcıya yalnız imza atmak düşer. Belediye Meclisi halka açık. Belli günlerde halktan isteyen Belediye Meclisi’ne gelir, encümen üyelerine, başkana, yapılması gereken işleri bildirirler, işlerinin neden aksadığını sorarlar, alınacak tedbirleri öğrenirler.

«««

Başkan bizi Vietnamlıların tapınağına götürüyor. Orada Reccel Wass isimli bir bayan Avustralyalı’ya rastlıyoruz. Gönüllü olarak Budist tapınağında çalışıyor. Hristiyandı. Budizmi incelemiş. “Daha iyi Hristiyan oldum!” diyor. İslâmı biraz inceledim diyor. Çok güzel bir din. Kur’ân’ı okumadım. Ama Müslümanlarla diyaloğa girdim. Kur'ân'daki ayetler çok güzel…”

Batı insanını Uzakdoğunun dinlerinin labirentlerine yönelten sebep nedir?

Kimi zaman tefessüh etmiş bâtıl formülleri, Uzakdoğu dinleri Budizm, Brahmanizm, Şamanizm, Taoizm öğretileri ve Dalay Lama gibi şahsiyetlerin dünyanın en büyük ruhani lideri gibi lanse edilmesi. Uzakdoğu kültürü ve dinlerini, başarı ve mutluluk sebebi görüyorlar. Budist, Brahmanist, Taoist inanç, düşünce ve öğretilerine yöneliyorlar. Oysa, “mutluluğu yalnızca ıstıraba bağlayan” Budist bir telkin ne derece tatminkar olabilir?

 

ANZAKLARA KARŞI SAVAŞAN İLK

AVUSTRALYA'LI MÜSLÜMANLAR

Avustralya’ya gitmişken Anzaklardan bahsetmemek olmaz. Zira, tarihte Avustralya ile ilişkilerimiz onlarla başlamış. Üstelik Avustralya’da dolaşırken, Gelibolu ve Filistin’de ölen Avustralya askeri Anzakların anıtlarına rastladık sık sık. Melborne’de Anzakların sevk edildiği binayı görüntüledik. 1915 yılında İngilizler, Osmanlıya karşı savaşmak için Avustralya’dan asker göndermesini ister. Buna karşı çıkan Afganlı Gool-Gül Muhammed ile Molla Abdullah isimli iki Türk, Avustralya’nın Broken Hill kasabasına, 1 Ocak 1915 tarihinde 500 kişiyle çarpışır ve şehit olur. Sydney’e kara yoluyla 1200 kilometre mesafede olan Broken Hill’e gidemedik. Osmanlıya ölümüne bağlı Afganlı Gool-Gül Muhammed ile Molla Abdullah isimli kahramanlar, İngilizlerin emri ile Avustralyalıların asker göndermeleri, daha doğrusu haksız saldırıya, savaşa, işgale yeltenmeleri kızdırır. Bu yanlış kararlarından vaz geçirmek için kasabanın duvarlarına gizlice protesto yazıları asarlar.

Çanakkale’ye savaşmaya gidecek gönüllü askerlerin de bulunduğu ve yeni yılı kutlama pikniğinden trenle kasabaya dönmekte olan sivil ve gönüllü askerlerden oluşan topluluğu kurşun yağmuruna tutup bazılarını yaralar. Treni hızlandıran makinist, kasabaya varıldığında durumu ilgililere anlatırlar. 500 kişilik polis, avcı ve halktan oluşan kalabalık silâhlanarak Muhammed ve Abdullah’ın peşine düşer.

White Rocks-Beyaz Kayalar/Türk Kayaları olarak adlandırılan kayalıkların arkasındaki kahramanlara kurşun yağdırır. Bazıları polislerin silâhlarından çıkan kurşunlar dahil dört Avustralyalı ölür, yedisi yaralanır. Uzun çarpışmalar sonucu 500 kişilik polis ve gönüllü kasaba halkın tarafından Molla Abdullah ve Gül Muhammed şehit edilir. Bu çarpışmalarda öfkelenen halk Türkiye’nin dostu olduğu düşüncesiyle kasabadaki Alman kulübüne de saldırılıp otel yakar.-Hulusi Şenel, Freelance Journalist-Serbest gazeteci/Sydney/Avustralya/hulusisenel@yahoo.com

«««

Her ne kadar İngilizlerin kandırmacasıyla olsa da Avustralya kendi isteği ile I. Dünya Savaşı’na katıldı. Bir çok Avustralyalı, Avustralya ve Yeni Zelanda Askeri Gücü’nün (ANZAC - Australian and New Zealand Army Corps) Çanakkale Savaşı sonrası mağlub olmasını saygı ile hatırlar. Ve bu tarihi ulusun doğuş tarihi olarak kabul eder. Bu tarih aynı zamanda, ülkenin ilk önemli askerî hadisesidir ve bir dönüm notası olarak kabul edilir.

 

YARIN: AVUSTRALYA’DA HAYVANLAR ÂLEMİ

 

09.02.2010