EN BİRİNCİ ÜSTADIMIZ ANNELERİMİZ

01 Aralık 2008

-

AVUSTRALYA Nur Vakfı Hanımlar Kolu geçtiğimiz hafta bir seminer düzenledi.

Sağlıklı bir toplum hayatı, İslâmın maddî ve manevî terakkisi için sağlıklı bir nesil yetiştirmek gerektiğine, bunun da ancak eğitimle mümkün olduğuna inanan Nur Vakfı, bu sahada yaptığı çalışmalara bir yenisini daha ekledi. “Ailede Kadının Rolü” konulu seminer, Nur Vakfı Konferans Salonu’nda yapıldı.

Programın sunuculuğunu Zeynep Kaya gerçekleştirdi. Zeynep Özer’in okuduğu aşr-ı şerifin ardından kürsüye gelen Ruhan Kaya Asrı Saadet’ten günümüze kadar kadının aile hayatındaki rolünü anlattı.

Kadının İslâmda ve Peygamber indindeki önemine dikkat çeken Ruhan Kaya konuşmasına

şöyle devam etti: “İslâm’da kadın daima ilkleri oluşturur. Peygamberimizin yanında her safhada kadın vardır. Peygamber Efendimiz nübüvvetle vazifelendirildiğinde bunu ilk önce eşi Hatice annemiz ile paylaşmıştır. İlk Müslüman Hz. Hatice, İslâm’da ilk şehit Hz. Sümeyye idi. Bu şehadet haberini alan Peygamberimiz “küfrün işi bitmiştir” demiştir.”

İslâmiyet’in kadına tanıdığı hakları, hürmet ve değeri Asr-ı Saadetteki kadın modelinde gördüğümüzü söyleyen Kaya, “Asr-ı Saadette kadın hayatın daima içindeydi. Mescide gelir, Peygamberimize (asm) sorular sorar ve sohbetinde bulunurdu. Hatta Peygamberimizin kadınların sorularına cevap vermesi için özel bir gün tahsis edilmişti” ifadelerini kullandı.

Peygamberimizin bir eş olarak eşlerine nasıl muamele ettiğine de değinen Kaya, “O eşlerini hiçbir zaman üzmedi, incitmedi, kırmadı. Gözbebeğiydi eşleri O’nun. Her sıkıntısını onlarla paylaşır, peygamberliğin ağır vazifesinden ve tekâlifinden daraldığı zamanlarda onların konuşmasıyla ferahlardı” dedi.

Ruhan Kaya, aile saadetinin temini için kadın ve erkeğin birbirine değer vermesi, hürmet ve muhabbet etmesi, güven duyması ve kusur bulucu değil, Settar ismine ayine olarak nekaisi örtücü bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti. Dinimizin “erkekler kadınlar üzerine hakimdir” âyetiyle erkeği ailenin reisi olarak, kadının üzerinde bir koruyucu, gözetici ve idare edici kıldığını söyleyen Kaya, “Ailede erkek baştır. Kadın boyundur. Boyun ne tarafa dönerse baş da o tarafa döner” diyerek kadın ve erkeğin birbirini tamamladığını, her ikisinden birinin görmezden gelindiği bir dünyada mutlu olmanın mümkün olmadığını belirtti.

Çağımızda feminizm adı verilen hareketin, artık Batının düşünen kadınlarınca da yerildiğini söyleyen Kaya, “Bu anlayış ahlâkî değerler ve kurallar ile kutsallık kazanan aile yuvasının yaşanmaz ve çekilmez bir hal almasına, kadın ve erkeğin aile sorumluluklarını çekilmez bir yük ve bir tür esirlik gibi algılanmasına yol açmaktadır” dedi. Feminizm anlayışının yaygın olduğu ülkelerde eşine ve çocuklarına bağlılığı ve hizmeti, kendi istek ve tutkularından, heveslerinden, zevklerinden üstün tutan kadın tipi giderek özlemle aranır olmakta olduğunu söyleyen Kaya konuşmasını şöyle noktaladı: “Ailede çok önemli iki rolümüz var. Bir eş ve en önemlisi bir anneyiz. Üstadımızın tesbitiyle yavrularımızın en tesirli muallimi ve en birinci üstadı biz hanımlarız. Bu vazifeyi hakkıyla yapmamız, nesiller boyu imanlı, ahlâklı, huzurlu bireyler yetiştirmemiz lâzım ki, aileler, hayatlar kurtulsun. Bediüzzaman’ın dersiyle imanımızı kurtardığımızı iddia ediyorsak vefa borcumuzu ödemek için ona lâyık talebeler yetiştirmek gayretinde olmalıyız.”

İlgiyle dinlenen seminerin ardından Nur Vakfı’nın çiçekleri sahneye çıktı ve birbirinden güzel ilâhiler seslendirdi. Daha sonra ise Esra Göçmen ve Rabia Özer’in Türkiye’deki başörtüsü zulmünü anlatan bir slayt gösterisi eşliğinde okudukları “Mübarek Kadın” şiiri dinleyenlere duygulu anlar yaşattı. Daha sonra ise Cennet Koyu, Betül Aydın ve Hatice Nur Şahin’in okudukları “Peygamberimizin hayatından örnek metinler” sunumu da beğeniyle dinlendi.

Program aralarında yapılan çekilişler ise geceye renk ve heyecan katan bir başka unsur oldu. Son olarak sahneye çıkan 4-6 yaş grubu çocuklar salonda tebessümlere sebep oldular. Aşırı heyecanlı oldukları gözlenen, Avustralya Nur Vakfı binasında her Çarşamba akşamı moral ve ahlâk eğitimi alan minikler, okudukları duâ, vecize ve âyetlerle büyüklerinden alkış topladılar.

YENİ ASYA / MELBOURNE

01.12.2008